3600 Ek Gösterge: Vaat mi, Gerçek mi?
3600 Ek Gösterge: Vaat mi, Gerçek mi?Devlet yönetiminde güven esastır. Vaat edilen ile verilen arasındaki mesafe açıldıkça, güven zedelenir. 3600 ek gösterge meselesi, sadece bir katsayı değil; kamu vicdanında ölçülen bir eşitlik testidir.
3600 Ek Gösterge: Vaat mi, Gerçek mi?
Türkiye’de kamu çalışanlarının yıllardır gündeminde olan “3600 ek gösterge” meselesi, sadece bir maaş kalemi değil; aynı zamanda bir adalet, eşitlik ve siyasi güven sorunudur. Özellikle seçim öncesi geniş bir kamu kesimine vaat edilen 3600 ek göstergenin, uygulamada belli meslek gruplarıyla sınırlandırılması ciddi bir tartışma başlatmıştır. Peki neden tüm kamu çalışanlarına verilmedi? Sorun ekonomik mi, yoksa siyasi bir tercih mi?
Öncelikle ek gösterge kavramını netleştirelim. Ek gösterge, memurların hem aktif çalışma dönemindeki maaşlarını hem de emekli ikramiyesi ve emekli aylıklarını doğrudan etkileyen önemli bir katsayıdır. 3600’e yükseltilmesi demek, özellikle emeklilikte ciddi bir artış anlamına gelir. Bu nedenle 3600 ek gösterge sadece teknik bir düzenleme değil, sosyal devlet anlayışıyla doğrudan ilişkilidir.
Kimlere Verildi?
Düzenleme ile başta polisler, hemşireler, öğretmenler ve din görevlileri olmak üzere belirli meslek gruplarına 3600 ek gösterge hakkı tanındı. Bu meslekler toplumda “öncelikli” veya “stratejik” alanlar olarak görülüyor olabilir. Ancak aynı eğitim düzeyine, aynı hizmet süresine ve benzer sorumluluklara sahip birçok kamu çalışanı kapsam dışında bırakıldı.
Buradaki temel sorun, eşit işe eşit hak ilkesinin zedelenmesidir. Eğer mesele yalnızca unvan bazlı bir düzenlemeyse, aynı derecede ve aynı öğrenim düzeyindeki memurlar arasında neden farklılık oluştu? Bir mühendis, tekniker, şef, veri hazırlama kontrol işletmeni ya da sağlık teknisyeni neden kapsam dışında kaldı? Bu sorulara tatmin edici bir yanıt verilmiş değil.
Ekonomik Gerekçe Ne Kadar Gerçekçi?
Hükümet kanadı zaman zaman maliyet vurgusu yaparak kapsamın genişletilmesinin bütçe yükü oluşturacağını ifade etti. Gerçekten de 3600 ek göstergenin tüm kamu çalışanlarına yaygınlaştırılması, emekli maaşları ve ikramiyeler üzerinden uzun vadeli bir mali yük getirebilir. Ancak burada sorulması gereken soru şudur: Seçim öncesi vaat edilirken maliyet hesabı yapılmadı mı?
Bir düzenlemenin ekonomik boyutu elbette önemlidir. Fakat kamu maliyesi yönetimi, öngörülebilirlik ve planlama gerektirir. Eğer ekonomik sürdürülebilirlik gerekçesiyle geri adım atıldıysa, bu durum siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Aksine, vaatlerin popülist bir yaklaşımla yapıldığı algısını güçlendirir.
Seçim Yatırımı mıydı?
3600 ek gösterge konusu seçim öncesinde geniş kitlelere umut olarak sunuldu. “Tüm kamu çalışanlarının beklentisi karşılanacak” şeklindeki söylemler, sahada güçlü bir motivasyon oluşturdu. Ancak uygulama sınırlı kalınca, kamu çalışanlarının bir kısmı kendisini dışlanmış hissetti.
Bu noktada şu ihtimal konuşuluyor: 3600 ek gösterge bir sosyal politika reformu değil, belirli meslek gruplarının yoğun olduğu seçmen kitlesine yönelik bir seçim yatırımı mıydı? Eğer öyleyse, bu yaklaşım kamu çalışanları arasında ayrışma yaratmıştır. Devletin asli görevi toplumsal bütünlüğü sağlamakken, unvan bazlı ayrıcalıklar yeni kırgınlıklar doğurmuştur.
Eşitlik İlkesi ve Hukuki Boyut
Anayasa’nın eşitlik ilkesi, benzer durumda olanlara benzer muamele yapılmasını öngörür. Aynı öğrenim düzeyi ve hizmet süresine sahip memurlar arasında yalnızca unvan farklılığı nedeniyle emeklilik haklarında ciddi farklar oluşması, hukuki tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
Burada mesele yalnızca maaş değildir. Mesele, kamu çalışanlarının devlete olan güvenidir. Vaat edilen bir düzenlemenin kısmi uygulanması, kamuda “bekle-gör” psikolojisi oluşturur. Bu durum, kamu yönetiminde motivasyonu ve kurumsal aidiyeti zayıflatabilir.
Sosyal Devlet ve Adalet Algısı
Sosyal devlet, belirli meslek gruplarını ödüllendiren değil, tüm kamu çalışanlarını kapsayıcı ve adil politikalar geliştiren devlettir. Elbette riskli ve zor mesleklerin desteklenmesi anlaşılabilir. Ancak bu destek, başka kesimlerin hak kaybı hissine yol açmamalıdır.
3600 ek gösterge tartışması, Türkiye’de kamu personel rejiminin bütüncül bir reforma ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Parça parça düzenlemeler yerine, kariyer basamakları, öğrenim düzeyi ve hizmet yılı esas alınarak adil bir sistem kurulmalıdır.
Soru şu, 3600 Ekonomik mi, Siyasi mi?
3600 ek göstergenin belli meslekler dışına verilmemesinin arkasında hem ekonomik hem de siyasi gerekçeler olduğu açıktır. Ancak asıl sorun, beklenti yönetimidir. Eğer baştan kapsam net ve sınırlı ifade edilseydi, bugün yaşanan kırgınlık bu kadar derin olmayabilirdi.
Kamu çalışanları şunu soruyor: “Aynı devlete hizmet ediyoruz, aynı sınavlardan geçiyoruz, aynı riskleri paylaşıyoruz; neden haklarımız farklı?” Bu soru yanıt bulmadıkça, 3600 ek gösterge meselesi teknik bir düzenleme olmaktan çıkıp bir adalet tartışmasına dönüşmeye devam edecektir.
Devlet yönetiminde güven esastır. Vaat edilen ile verilen arasındaki mesafe açıldıkça, güven zedelenir. 3600 ek gösterge meselesi, sadece bir katsayı değil; kamu vicdanında ölçülen bir eşitlik testidir.







Benzer Haberler
Memurlara büyük müjde: 3600 ek gösterge düzenlemesi yasalaştı
Balıkesir'de F-16 savaş uçağı düştü! Bir pilotumuz şehit oldu
Torba Yasa Maddeleri Netlesti 1 Dereceye Gelen Memura 3600 Ek Gosterge Ve Taserona Kadro
Ebe Kadrosundaki Personelin Sürekli Hemşire Gibi Çalıştırılması Hukuken Mümkün mü?
İstifa Eden Memurun Emeklilik Aylığı Ne Zaman Bağlanır?
2026 EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ SON DURUM | SSK, Bağ-Kur 2026 Ramazan Bayramı emekli ikramiyesi ne zaman hesaplara yatacak, zam oranı belli oldu mu?
Emeklilik hayali kuran milyonları üzecek gelişme!
Emeklilikte Yeni Dönem: SGK İçin Yapılacak Düzenlemeler Belli Oldu