BİR EMEKLİ POLİSİN SON ÇIĞLIĞI: “ARTIK YETER GEÇİNEMİYORUZ”
Bir insan, hayatının son döneminde neden kendisini çaresiz hisseder? Emeklilik, insanın çalışma hayatının sonunda huzur bulması gereken dönemdir. Oysa bugün birçok emekli için emeklilik; kira hesabı yapmak, elektrik ve su faturasını ertelemek, pazardan ne alınacağını hesaplamak ve gerektiğinde çocuklarından destek istemek anlamına geliyor. Burada mesele yalnızca para değildir. Mesele insanın kendi hayatını kendi geliriyle sürdürebilme duygusunu kaybetmesidir.
BİR EMEKLİ POLİSİN SON ÇIĞLIĞI: “ARTIK YETER GEÇİNEMİYORUZ!”
Ankara’da emekli polis memuru Ali Şekerolu’nun yaşamına son verdiğine ilişkin haber, yalnızca bir ölüm vakası olarak okunmamalıdır. Ancak bu olayın nedeninin ekonomik sıkıntılar olduğunu kesin olarak söylemek, olayın bütün ayrıntıları ve resmi bulguları bilinmeden doğru olmaz. Bir insanı intihara götüren süreç çoğu zaman ekonomik, psikolojik, ailevi ve toplumsal birçok etkenin ortak bileşenleridir.
Fakat şu soruyu sormak zorundayız:
Bir insan, hayatının son döneminde neden kendisini çaresiz hisseder?
Emeklilik, insanın çalışma hayatının sonunda huzur bulması gereken dönemdir. Oysa bugün birçok emekli için emeklilik; kira hesabı yapmak, elektrik ve su faturasını ertelemek, pazardan ne alınacağını hesaplamak ve gerektiğinde çocuklarından destek istemek anlamına geliyor.
Burada mesele yalnızca para değildir. Mesele insanın kendi hayatını kendi geliriyle sürdürebilme duygusunu kaybetmesidir.
Özellikle memur emeklileri açısından 2008 sonrası sistem ciddi tartışmalara konu oldu. 5510 sayılı Kanun ile 2008 Ekim ayı sonrasında ilk kez kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların emeklilik hesabında farklı kurallar uygulanmaya başladı. Aylık bağlama oranı, prime esas kazançların hesaplanması ve bazı tazminatların emekliliğe yansımaması nedeniyle 2008 öncesi ve sonrası arasında fark oluştuğu uzun süredir SENDİKALAR(Koltuk düşkünü ağbabalara ait) görmesede Emekli Memur Derneklerince tartışılıyor.
2023'te çalışan memurlara verilen 8.077 TL'lik ilave seyyanen ödeme ise emekli aylığına yansıtılmadı. Bu durumu hiç bir sendika gündeme taşımadı. Çalışırken değerli olan emekli olunca gereksiz sayıldı sanırsam. Bazı duyarlı milletvekillerince verilen önerge yada sözlü konuşmalarda gündeme taşınsada cılız kaldı çünkü hükümet ret etti.TBMM tutanaklarında da bu ödemenin emekliliğe yansımadığı açıkça tartışıldı.
İşte tam burada ekonomik sorun, psikolojik bir soruna dönüşüyor.
“Çalışırken değerliyim, emekli olduğumda neden görünmüyorum?”
Bu soru yalnızca bir maaş sorusu değildir. Bu, insanın toplumsal değer ve aidiyet duygusuyla ilgilidir.
Emekli polis, öğretmen, hemşire, memur yıllarca devlet adına görev yapıyor. Sonra emekli olduğunda aynı devletin ekonomik düzeninde yaşam mücadelesi vermek zorunda kalıyorsa burada yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun vardır.
Bir tarafta milyonlarla, hatta milyon dolarlarla konuşulan servetler; diğer tarafta ay sonunu getirmeye çalışan emekliler varsa toplumda adalet duygusunun nasıl etkilendiğini düşünmek zorundayız.
Üstelik emekliye “daha ne kadar yaşayacak?” mantığıyla bakmak, insan hayatını yalnızca bütçe kalemi haline getirir. Oysa sosyal güvenlik bir lütuf değil, çalışma hayatı boyunca yapılan katkıların karşılığında kazanılmış bir haktır.
SGK'nın amacı kâr etmek değil, sosyal güvenliği sağlamaktır.
Bugün yapılması gereken, emeklinin sessizliğini beklemek değil; emekliyi intihara, çaresizliğe ve çocuklarının kapısına mahkûm etmeyecek bir sosyal güvenlik reformunu tartışmaktır.
5510 sayılı Kanun yeniden ele alınmalı; çalışan memur ile memur emeklisi arasındaki gelir uçurumunu büyüten uygulamalar gözden geçirilmeli, emeklilik hesabında adalet sağlanmalıdır.
Ali Şekeroğlu'nun ölümü gerçekten bir “çığlık” olarak okunacaksa, o çığlığın cevabı siyasi polemik değil, somut sosyal güvenlik politikası olmalıdır.
Çünkü mesele yalnızca Ali Şekeroğlu değildir.
Mesele bugün emekli olan milyonlarca insanın yarın kendisini güvende hissedip hissetmeyeceğidir.
Ve artık şu sorunun cevabını vermek zorundayız:
Emeklilik, insanın çalışma hayatından sonra onurlu bir yaşam hakkı mı olacak; yoksa hayatta kalma mücadelesinin başka bir adı mı?
Hüseyin Ayhan Sosyolog – Hemşire – Aile Danışmanı







Benzer Haberler
Irak'ta 12 yıllık dönem sona erdi! ABD askerleri çekiliyor
Alkollü sürücünün kullandığı otomobil takla attı: 1'i ağır 3 yaralı
Resmi Gazete'de yayımlandı! Süresiz nafaka kaldırıldı
Uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasındaki yazışmalarda Özgür Özel’in adı çıktı: Birlikte alem yapmışlar
İletişim Başkanı Burhanettin Duran’dan fon soruşturması açıklaması: Vatandaşlarımızın hakkını koruyacağız
Casusluk davasında üçüncü duruşma: İmamoğlu ve Yanardağ'ın tutukluğuna devam kararı verildi
Fon soruşturmasında Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın tüm mal varlıklarına dondurma talebi
TFF'den "Hakemler dosyası" soruşturmasıyla ilgili açıklama