Telefon
WhatsApp
Emekliysem Öleyim mi?

Ne Yani Emekliysem Öleyim mi?

Bollukta Siz, Sefalette Biz mi Yaşayacağız?Sosyal Devlet Nerede? Bu bir isyan değil serzeniş cümlesidir..Bu cümlem,sizlerin bizler uzerinde oluşturduğu  adaletsizliğin, yılların bende  oluşturduğu tükenmişligin dışa vurumudur:

Ne yani, emekliysem öleyim mi?

Bu ses ve bu soru bugün Türkiye’de milyonlarca emeklinin zihninde dönüp duruyor. Çünkü emeklilik, olması gerektiği gibi bir “dinlenme ve onurlu yaşam dönemi” olmaktan çıkmış; sessizce yoksulluğa terk edilmenin başka bir adı hâline gelmiştir.

Bir yanda bolluk içinde yaşayanlar,

diğer yanda sefalete mahkûm edilenler…

Ve arada kaybolan bir kavram: sosyal devlet.

Emeklilik Bir Lütuf Değil, Haktır

En baştan netleştirelim:

Emeklilik maaşı bir bağış değildir.

Bir iyilik hiç değildir.

Emeklilik, çalışma hayatı boyunca ödenmiş primlerin karşılığıdır.

Bir emekli:

Yıllarca çalışmıştır

Maaşından prim kesilmiştir

Devletin sosyal güvenlik sistemine katkı sunmuştur

Yani bugün emekliye ödenen maaş:

“Devletin cebinden çıkan bir sadaka” değil,

emeklinin kendi cebinden daha önce çıkmış paranın geri dönüşüdür.

Ama gelinen noktada emekliye bu hak, adeta çok görülmektedir.

Bolluk ve Sefalet Arasındaki Uçurum

Bugün ülkede iki ayrı Türkiye vardır.

Birincisi:

Lüks araç konvoylarıyla dolaşanlar

İsrafı “itibar” diye adlandıranlar

Temsil, ağırlama, şatafat içinde yaşayanlar

İkincisi:

Pazarda filesini dolduramayan emekliler

İlaçlarını yarım alan yaşlılar

Kışın kombiyi kısmak zorunda kalan insanlar

Torununa harçlık veremeyen dedeler, nineler

Bu tabloya bakıp sormamak mümkün mü?

Siz bollukta yaşarken, biz sefalete mi razı olacağız?

“Aksırıncaya, Tıksırıncaya Kadar Yiyin Beyler”

Bu ifade bir hakaret değil, bir teşhistir.

Çünkü kamusal kaynakların kullanımına bakıldığında:

Lüks binalar

Bitmeyen projeler

Gösterişli açılışlar

Şatafatlı yaşam tarzları

karşımıza çıkarken;

emekli maaşları konuşulurken hep aynı cümle duyulur:

“Bütçe imkânları…”

Oysa mesele bütçe değil, tercihtir.

Bir ülke parasını nereye harcadığını seçer.

Ve o tercih, kimin değerli görüldüğünü açıkça gösterir.

Emeklilik Maaşı Neden Yetmiyor?

Bugün ortalama bir emekli maaşıyla:

Kira ödemek neredeyse imkânsız

Sağlıklı beslenmek lüks

Kültürel hayata katılmak hayal

Tatil yapmak zaten söz konusu değil

Emeklinin maaşı:

Ayın ilk haftasında eriyor,

ayın geri kalanı ise borç, kısıntı ve mahcubiyetle geçiyor.

Bu tablo “ekonominin doğal sonucu” değildir.

Bu tablo bilinçli bir ihmalin sonucudur.

Sağlık Giderleri: Sessiz Yıkım

Emekli için en büyük yüklerden biri sağlıktır.

Kâğıt üzerinde:

“Sağlık hizmetleri ücretsiz.”

Gerçekte ise:

Katkı payları

İlaç farkları

Muayene ücretleri

Özel hastane mecburiyetleri

Emekli maaşı, önce eczanede parçalanır.

Sonra markette küçülür.

En sonunda mutfakta tükenir.

Bu mu sosyal devlet?

“Şükret” Kültürü ile Hakkın Bastırılması

Emekliye sıkça söylenen bir cümle vardır:

“Şükret, senden kötüsü de var.”

Bu cümle masum değildir.

Bu cümle, hak talebini bastırmanın aracıdır.

Şükür bireyseldir.

Ama emeklilik hakkı kamusaldır.

Devlet, vatandaşına:

“Şükret” diyemez.

Devlet, adil olmak zorundadır.

Sosyal Devlet Nerede?

Anayasa’da yazan bir ilke vardır:

Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal hukuk devletidir.

Peki sosyal devlet ne demektir?

Emeklisine insan onuruna yakışır bir yaşam sunmak

Yaşlıyı yoksulluğa karşı korumak

Gelir adaletini gözetmek

Hayat boyu çalışmış insanı son yıllarında yalnız bırakmamak

Bugün emeklilerin yaşadığı tablo, bu tanımın neresindedir?

Sosyal devlet:

Kâğıt üzerinde kalmış

Pratikte geri çekilmiştir.

Bu Sadece Emeklilerin Sorunu Değil

Bu tabloyu sadece emekliler yaşamıyor.

Ama en ağırını onlar yaşıyor.

Gençler bakıyor ve soruyor:

“Bu mu çalışmanın karşılığı?”

Eğer emeklilik:

Yoksulluksa

Güvencesizlikse

Hayattan dışlanmaysa

Bu sistemin sürdürülebilirliği yoktur.

Bir Ülkenin Vicdanı Emeklisiyle Ölçülür

Bir ülkenin gelişmişliği:

Gökdelenleriyle

Lüks projeleriyle

Büyük laflarıyla değil

emeklisine nasıl davrandığıyla ölçülür.

Emeklisi aç olan bir ülke:

Geleceğine güven veremez.

Gençlerine umut sunamaz.

Çünkü yarın herkes emekli olacaktır.

Ey halkın temsil etmek için mecliste olan Ağalar, Bu Bir İsyan Değil, Hatırlatmadır

Emekliler:

Bu ülkenin hafızasıdır

Bu ülkenin emeğidir

Bu ülkenin görünmeyen taşıyıcı kolonudur

Ve bugün yüksek sesle şunu sormaktadır:

Ne yani, emekliysek ölelim mi?

Hayır.

Emeklilik, hayattan çekilmek değildir.

Emeklilik, yoksulluğa razı olmak değildir.

Emeklilik, sessizce yok olmak hiç değildir.

Emeklilik:

Onurlu bir yaşamın devamıdır.

Ve bu, çok görülecek bir şey değildir.

 

Ayhan Aile Sağlık Danışmanlık3

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!