Gelen Ağam, Giden Paşam: Sağlıkta Sistem Kazandı, İnsan Kaybetti
Ben bu yazıyı uzun yıllar sağlık camiasının hem idari hemde saha kısmında görev yapmış ve yaklasik iki yıl önce emekli olmuş bir sağlık profesyoneluyim. Halen kendimi sahada gören birisiyim… Bugün Türkiye’de sağlık sisteminde dolaşan ruh hâli şu: “Gelen ağam, giden paşam.” Üstten gelen her talep kutsal, yandan gelen her rica yük, alttan gelen her ses gürültü. Güce karşı eğilen, insana karşı sertleşen bir hâl bu. En acısı da şu: Bunu yapanlar şiddet uygulayanlar değil, şifa dağıtanlar. Ve insan ister istemez soruyor: Sağlık çalışanını bu hale ne getirdi?
Ben bu yazıyı uzun yıllar sağlık camiasının hem idari hemde saha kısmında görev yapmış ve yaklasik iki yıl önce emekli olmuş bir sağlık profesyoneluyim. Halen kendimi sahada gören birisiyim…
Bugün Türkiye’de sağlık sisteminde dolaşan ruh hâli şu: “Gelen ağam, giden paşam.”
Üstten gelen her talep kutsal, yandan gelen her rica yük, alttan gelen her ses gürültü. Güce karşı eğilen, insana karşı sertleşen bir hâl bu. En acısı da şu: Bunu yapanlar şiddet uygulayanlar değil, şifa dağıtanlar. Ve insan ister istemez soruyor: Sağlık çalışanını bu hale ne getirdi?
Bu yazıyı bir sosyolog bakış açısından ama akademik mesafeden değil, sahadan, vicdandan ve açılardan bahsederek yazmak istedim.Her ne kadar emekli olsamda halen bu sahanın ölene kadar gönüllü bir bireyiyim.
Ben Sağlık Profesyonellerine destek danışmanlığında yardımcı olmak isterim. Gelin yazımıza başlayalım
Bilirmisiniz ! Bir hastane koridorunda yankılanan ayak sesleri vardır. Ne yazık ki Kimse fark etmez aslında gelen o sesler artık aceleden değil, yorgunluktandır.
Bir zamanlar “şifa” kelimesinin anlamını taşıyan hastaneler bugün performans puanı, randevu süresi, hasta memnuniyeti anketi ve istatistik tablolardan ibarettir. Bunu herkes bilir ama kimse yüksek sesle söylemez:
Sağlıkta gelinen nokta, halk deyimiyle tam olarak şudur: “Gelen ağam, giden paşam.”
Hasta gelir “ağadır”,
Yönetici gider “paşadır”,
Arada kalan ise…
İnsani yükü omuzlanan ama sistemde adı sadece ‘personel’ olan sağlık çalışanıdır.
Bir Zamanlar Meslek Olan Şey, Bugün Görev Tanımıdır
Sağlık bir zamanlar meslekti. Şimdi bir iş akışı.
Bir hemşire, yalnızca hemşire değildi.
Bir hekimin sorumluluğu yalnızca teşhis değildi.
Bir sağlık çalışanı yalnızca görevini yapmıyordu; tanıklık ediyordu, taşıyordu, susuyordu.
Ama bugün sistem şunu söylüyor:
“Duygularını dışarıda bırak, süren doluyor.”
Hastanın acısı ile kendi tükenmişliği arasında sıkışmış sağlık çalışanı, artık robotlaşmış durumda.
Çünkü sistem duyguyu sevmez, Duygu, yavaşlatır, Duygu, itiraz ettirir, Duygu, “Bu böyle olmamalı” dedirtir.
Oysa sistem hız ister, Sayı ister, Sessizlik ister.
Sağlık Çalışanının Sağlık Çalışanına Yaptığını Düşman Yapmaz
Eskiden sağlık çalışanları arasında bir dayanışma vardı. Bugün yerini gizli bir güvensizlik, örtük bir rekabet aldı.
Neden mi?
Çünkü sistem insanları birbirine karşı konumlandırdı, Aynı serviste çalışanlar birbirinin puanını düşünür oldu, Aynı nöbeti tutanlar “kim daha az sorumluluk aldı?” hesabına girdi.
Aynı hastaya bakanlar “hata kimin üstüne kalacak?” korkusuyla konuşamaz hale geldi, Ortaya çıkan tablo şudur: Sağlık çalışanının sağlık çalışanına yaptığını, düşman bile yapmaz.
Çünkü düşman bile bazen sınır tanır. Ama bu sistem sınır tanımaz. Bu güvensizlik, kişisel bir ahlak sorunu değil; sistematik bir sonuçtur.
Robotlaşma: Emir Alan Ama Hissetmeyen Bir Ordu Sağlık sistemi bugün bir insan ordusu ile çalışıyor. Ama bu orduya hissetmek yasak. Robotlaşma tam da budur: Hissettiğini bastırmak zorunda kalmak.
Bir hasta ölür, “sıradaki vaka” denir.
Bir çocuk ağlar, “prosedür böyle” denir.
Bir çalışan tükenir, “yerine başkası var” denir.
Sistem için insan değiştirilebilir bir parçadır.
Tıpkı bir vida gibi.
Ama vida kırıldığında sistem durur.
İnsan kırıldığında sistem devam eder.
Dünya Bankası: Sağlıkta Görünmeyen El Kimse açık açık konuşmak istemez ama gerçek şudur: Türkiye’de sağlık sisteminin dönüşümü yerli ve masum bir reform değildir.
Bu dönüşümün arkasında Dünya Bankası, IMF ve küresel sağlık politikaları vardır.
Dünya Bankası’nın sağlık anlayışı şuna dayanır:
Sağlık bir kamu hakkı değil, hizmettir, Hizmet ölçülür, Ölçülen şey fiyatlandırılır, Fiyatlandırılan şey piyasaya açılır.
Sonuç?
Hasta = Müşteri
Sağlık çalışanı = Hizmet sunucusu
Hastane = İşletme
Şifa = Verimlilik
İnsan nerede?
Vicdan nerede?
Meslek ahlakı nerede?
Bunlar raporlarda yok.
Performans Sistemi: İyilik Cezalandırılır, Performans sistemi, sağlıkta en büyük kırılmalardan biridir.
İyi hekim yavaş olan değil, çok bakan oldu.
İyi hemşire ilgili olan değil, hızlı bitiren oldu.
İyi sağlık çalışanı sorgulayan değil, uyum sağlayan oldu.
Bu sistemde şunlar cezalandırılır: Hastaya zaman ayırmak
Etik sorgulamak “Bu doğru değil” demek
İnsan gibi davranmak, Çünkü bunlar sistemin hızını düşürür.
Hasta da Kaybediyor, Ama Bunu Henüz Anlamıyor
Bu yazı yalnızca sağlık çalışanlarını savunmak için yazılmıyor.
Bu sistemde hasta da kaybediyor.
Ama hasta şunu henüz fark etmiyor:
Kendisini koruyan şey, sistem değil; insan faktörüydü.
Robotlaşmış bir sistemde, Kimse sizi gerçekten dinlemez, Kimse sizi gerçekten anlamaz.
Kimse sorumluluğu gerçekten almaz.
Herkes prosedürü uygular, Hata olursa, “sistem böyle” denir.
Gelen Ağam, Giden Paşam: Bir Kültürün Çöküşü
Bu söz aslında bir sağlık politikasıdır artık. Hasta gelirken her şey onun üzerine kurulur.
Giderken tüm yük çalışanın sırtına biner. Yönetici gelirken “verimlilik” ister.
Giderken “sorumluluk” bırakır, Ve sağlık çalışanı ortada kalır.
Bu Bir Tesadüf Değil, Bir Tasarımdır
Bu yaşananlar tesadüf değil, Bu bir tasarımdır.
Dayanışma yerine rekabet, Vicdan yerine hız, İnsan yerine sistem, Çünkü böyle bir sistem daha kolay yönetilir, Sessizleştirilir. İtibarsızlaştırır
Peki Çıkış Var mı?
Çıkış, sistemin içinde değil; insanı yeniden merkeze almaktadır.
Ama bu kolay değil,Çünkü insan merkeze alınırsa: Sorular sorulur,Hesaplar sorgulanır
Politikalar ifşa olur
Ve bazı kazançlar riske girer.
Sağlık, yalnızca tedavi değildir, Sağlık, insan kalabilme hâlidir. Ve eğer bir gün bu ülkede sağlık çalışanları tamamen susarsa, Bilin ki sistem kazanmıştır. Ama insan kaybetmiştir.







Benzer Haberler
Doğum sürecine geleneksel tıp desteği
'Fıtık tedavisinde robotik cerrahi büyük avantaj sağlıyor’
‘Alzheimer’da yakın hatıralar siliniyor, uzak anılar kalıyor’
'Fıtık tedavisinde robotik cerrahi büyük avantaj sağlıyor’
Bilim insanları, depresyon ve kaygıyı azaltmada en etkili yöntemi açıkladı
Doktorlar rüşvetten tutuklandı
Gelen Ağam, Giden Paşam: Sağlıkta Sistem Kazandı, İnsan Kaybetti
Yalnızken boğazına yemek takıldı! Kendini ölümün elinden aldı: Ne yapacağımı biliyordum