GÖREN GÖZ YOK, DUYAN KULAK YOK, DOKUNAN EL YOK; AMA SAĞLIKTA ÇAĞ ATLADIK!
GÖREN GÖZ YOK, DUYAN KULAK YOK, DOKUNAN EL YOK; AMA ÇAĞ ATLADIK! MUAYENE DEĞİL, REÇETE ÜRETİM BANDI Hastaya bakmadan, dinlemeden, dokunmadan teşhis koymak sağlıkta çağ atlamak mıdır
Hastaya bakmadan, dinlemeden, dokunmadan teşhis koymak sağlıkta çağ atlamak mıdır?
Tıbbın en temel ilkelerinden biri bellidir: “Önce zarar verme.”
Ama gelin görün ki modern sağlık sisteminde bu ilkenin yanına yeni bir madde eklenmiş gibi duruyor: “Önce hastayı hızlıca sıradan çıkar.”
Hastaya dokunmadan yapılan muayene, tedavi değil; sağlık hizmetinin mekanikleşmesidir.
Eskiden doktor hastasına bakardı.
Öyle bilgisayar ekranına değil, hastasına bakardı.
Yüzüne bakardı, gözlerine bakardı, rengini görürdü. Oturuşunu, kalkışını, yürüyüşünü, nefes alışını gözlemlerdi. Beden dilini okumaya çalışırdı.
Sonra dinlerdi.
Gerçekten dinlerdi.
Hastanın söylediği kadar söyleyemediğini de duymaya çalışırdı. Sesindeki değişikliği, nefesindeki farklılığı, kaygısını, korkusunu fark ederdi.
Gerektiğinde dokunurdu.
Nabzını değerlendirir, tansiyonunu ölçer, göğsünü dinler, karnını muayene eder, bedenin verdiği fiziksel işaretleri değerlendirirdi.
Yani göz vardı, kulak vardı, el vardı.
Şimdi ise sağlıkta öyle bir çağ atlamışız ki insanın sorası geliyor:
Hangi çağdan hangi çağa geçtik?
Yeni nesil muayene bazen şöyle bir görüntü veriyor:
— Şikâyetiniz nedir?
— Başım ağrıyor.
— Ne zamandır?
— Üç gündür.
Birkaç saniye bilgisayar ekranına bakış...
Birkaç tık...
Bir reçete...
“Geçmiş olsun.”
Sıradaki!
Hastaya dokunmaya gerek yok.
Beden diline bakmaya gerek yok.
Gerektiğinde fizik muayene yapmaya zaman yok.
Ama reçete hazır!
İşte size modern sağlık sistemi!
Adına da hemen bir slogan bulalım:
“Sağlıkta çağ atladık!”
Ne güzel!
Demek ki artık doktorun gözüne daha az ihtiyaç var.
Kulağına daha az ihtiyaç var.
Eline daha az ihtiyaç var.
Bilgisayar ekranı zaten her şeyi biliyor!
Oysa hasta ;
Bir bilgisayar dosyası değildir.
Bir laboratuvar sonucu değildir.
Bir görüntüleme raporu değildir.
Bir reçete numarası hiç değildir.
Hasta insandır.
İnsanın hastalığını anlamak bazen yalnızca “Nereniz ağrıyor?” sorusuyla mümkün değildir.
İnsanın yüzüne bakmak gerekir.
Dinlemek gerekir.
Gözlemlemek gerekir.
Gerektiğinde dokunmak gerekir.
Çünkü tıp yalnızca teknoloji değildir.
Teknoloji hekimin yardımcısıdır; hekimin yerine geçmemelidir.
Elbette modern tıbbın sunduğu görüntüleme, laboratuvar, dijital kayıt ve diğer teknolojik olanaklar sağlık hizmetine büyük katkılar sağlar. Sorun teknoloji değildir.
Sorun, teknolojinin insan temasının yerine konulmasıdır.
Bir cihaz tansiyonu ölçebilir ama hastanın korkusunu ölçemez.
Bir laboratuvar sonucu kan değerini gösterebilir ama hastanın yaşam koşullarını gösteremez.
Bir görüntüleme cihazı organı gösterebilir ama insanın bütün hikâyesini gösteremez.
Bir reçete ise hastalığın nedenini araştırmanın yerine geçemez.
Üstelik “Önce zarar verme” anlayışını da unutmamak gerekir.
Her şikâyete otomatik olarak ilaç yazmak, her sorunu reçeteye dönüştürmek sağlık hizmetinin amacı olamaz.
Çünkü her reçete tedavi değildir.
Her ilaç şifa değildir.
Her işlem sağlık değildir.
Ve her teknolojik yatırım, tek başına “çağ atlamak” anlamına gelmez.
Burada sağlık çalışanlarını da sistemin dışında tutamayız.
Hekime birkaç dakikada bir hasta gösteriyorsanız, üzerine yoğun kayıt yükü ve bürokrasi bindiriyorsanız, sonra da “Neden hastayı yeterince dinlemedi?” diye soruyorsanız, sorunun tamamını hekimin üzerine yıkamazsınız.
Hekime hekimlik yapacak zamanı vermeyen sistem, hastadan da nitelikli sağlık hizmeti bekleyemez.
Asıl çağ atlamak;
daha çok reçete yazmak değil,
daha çok işlem yapmak değil,
daha büyük binalar yapmak değil,
daha parlak sloganlar üretmek değil...
Hastaya daha fazla zaman ayırabilmektir.
Hastayı gerçekten görebilmektir.
Gerçekten dinleyebilmektir.
Gerektiğinde gerçekten muayene edebilmektir.
Ve en önemlisi, insanı sağlık hizmetinin merkezinde tutabilmektir.
O yüzden şu soruyu sormakta yarar var:
Gören göz yok, duyan kulak yok, dokunan el yok...
Ama...
“Sağlıkta çağ atladık!”
Öyle mi?
Benim haberim yok!
Çünkü benim bildiğim sağlık; gören göz, duyan kulak, dokunan el, çalışan akıl ve insanı insan olarak gören vicdan ister.
Hastaya dokunmadan yapılan göstermelik değerlendirme belki bir işlem olabilir.
Ama her işlem muayene değildir.
Her reçete tedavi değildir.
Her ilaç şifa değildir.
Ve her slogan gerçek değildir.
Gerçek çağ atlamak, teknolojiyi büyütürken insanı küçültmemektir.
Çünkü sağlık sisteminin merkezinden insan çıktığında geriye yalnızca sistem kalır.
Ve sistem ne kadar modern görünürse görünsün...
İnsansız sağlık, sağlık değildir.
Hüseyin Ayhan
Sosyolog – Hemşire – Aile Danışmanı







Benzer Haberler
Altında oyun değişiyor! Kritik süreç kapıda
İsrail'den dünyaya yayılan tehdit: Bir dahaki sefere öldürülecekler
İstanbul'da tramvayda taciz! Genç doktor sessiz kalmadı
Irak'ta 12 yıllık dönem sona erdi! ABD askerleri çekiliyor
Alkollü sürücünün kullandığı otomobil takla attı: 1'i ağır 3 yaralı
Resmi Gazete'de yayımlandı! Süresiz nafaka kaldırıldı
Uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasındaki yazışmalarda Özgür Özel’in adı çıktı: Birlikte alem yapmışlar
İletişim Başkanı Burhanettin Duran’dan fon soruşturması açıklaması: Vatandaşlarımızın hakkını koruyacağız