Memursen Bu Toplantıda Neden Yoktu?
Sağlık alanında yüz binlerce profesyonelin çalışma koşullarını doğrudan etkileyecek bir düzenleme için yapılan toplantı, sadece teknik bir istişare değil; aynı zamanda temsil, meşruiyet ve sorumluluk sınavıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü başkanlığında yapılan bu toplantıya; Sağlık Bakanlığı, SGK, TÜİK, TİSK, TOBB, TESK, TÜRK-İŞ, TMMOB ve TTB temsilcilerinin katıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır.
MEMURSEN BU KADAR HAYATİ OLAN TOPLANTIDA NEDEN YOKTU?
Sağlık alanında yüz binlerce profesyonelin çalışma koşullarını doğrudan etkileyecek bir düzenleme için yapılan toplantı, sadece teknik bir istişare değil; aynı zamanda temsil, meşruiyet ve sorumluluk sınavıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü başkanlığında yapılan bu toplantıya; Sağlık Bakanlığı, SGK, TÜİK, TİSK, TOBB, TESK, TÜRK-İŞ, TMMOB ve TTB temsilcilerinin katıldığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Ancak milyonlarca kamu görevlisini temsil ettiğini ifade eden Memur-Sen Konfederasyonu’nun toplantıya katılmadığı bildirilmiştir. Bu durum, doğal olarak bazı soruları beraberinde getirmiştir.
Öncelikle, sağlık hizmeti sunumunun temel aktörlerinden biri olan kamu görevlileri; hemşireler, ebeler, sağlık memurları, teknikerler, idari personel ve diğer sağlık çalışanlarıdır. Bu kitlenin önemli bir bölümünün örgütlü olduğu bir konfederasyonun, çalışma koşullarını doğrudan ilgilendiren bir platformda yer almaması ciddi bir temsil boşluğu algısı yaratmaktadır.
Toplantıya başkanlık eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda gerçekleştirilen bu komisyona; Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türk Tabipleri Birliği gibi kurum ve kuruluşların katılım göstermesi, konunun çok paydaşlı ve geniş kapsamlı olduğuna işaret etmektedir. Özellikle TTB ve TMMOB temsilcilerinin sunum yapmış olması, meslek örgütlerinin sürece aktif katkı sunduğunu göstermektedir.
Peki, Memur-Sen neden yoktu?
Bu soruya verilecek ilk cevap, “resmî bir mazeret veya takvim çakışması olabilir” şeklinde temkinli bir yaklaşım olabilir. Ancak mesele sadece bir takvim sorunuysa dahi, bu ölçekte bir toplantının önceliklendirilmemesi başlı başına tartışmalıdır. Zira burada konuşulan düzenlemeler, sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği standartlarından özlük haklarına kadar geniş bir alanı etkileyebilir.
Bir diğer soru şudur: Memur-Sen bünyesinde sağlık iş kolu yok mu? Elbette vardır. Sağlık ve sosyal hizmetler alanında örgütlü sendikalar, konfederasyon çatısı altında faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla “temsil yok” argümanı teknik olarak doğru değildir. Ancak “fiilî temsil” ile “kâğıt üzerindeki temsil” arasında ciddi bir fark vardır. Üyeler, sadece aidat ödedikleri bir yapıyı değil; gerektiğinde masada, komisyonda, sahada kendilerini savunan bir iradeyi görmek isterler.
Kamuoyunda dillendirilen bir diğer soru ise daha serttir: “Acaba katılmama yönünde bir telkin ya da yönlendirme mi oldu?” Bu tür iddialar spekülatif olmakla birlikte, şeffaflık eksikliği bu soruların artmasına neden olur. Eğer özel bir gerekçe varsa, bunun kamuoyuna açık bir şekilde izah edilmesi, hem kurumsal güvenilirlik hem de üyelerle bağın güçlenmesi açısından önemlidir.
Sendikal temsil, yalnızca toplu sözleşme dönemlerinde masaya oturmakla sınırlı değildir. İş sağlığı ve güvenliği, mesleki riskler, mobbing, nöbet yükü, çalışma saatleri ve saha güvenliği gibi başlıklar; sağlık çalışanlarının günlük yaşamını doğrudan etkileyen konulardır. Bu nedenle bu tür komisyon toplantıları, sendikal varlığın en görünür olması gereken alanlardır.
Burada asıl mesele, bir toplantıya katılım meselesinden öte; “sendikal refleks” meselesidir. Bir düzenleme gündeme geldiğinde, “üyelerimin lehine mi, aleyhine mi?” sorusunu sorup, sürecin içinde aktif rol almak sendikal sorumluluğun gereğidir. Katılmamak bazen stratejik bir tercih olabilir; ancak stratejik tercihlerin de gerekçesi ve kamuoyu açıklaması olmalıdır. Aksi halde, pasiflik algısı oluşur.
Sağlık çalışanları son yıllarda artan iş yükü, şiddet vakaları, tükenmişlik sendromu ve ekonomik baskılarla mücadele etmektedir. Böyle bir dönemde temsil mekanizmalarının güçlü ve görünür olması beklenir. Üyeler, “Benim adıma kim konuşuyor?” sorusunun cevabını net bir şekilde bilmek ister.
Bu noktada top, ilgili konfederasyonun yönetimindedir. Katılmama nedenleri açıkça ortaya konulmalı; eğer bir eksiklik söz konusuysa bunun telafi yolları açıklanmalıdır. Aksi halde, temsil boşluğu algısı büyüyerek güven erozyonuna dönüşebilir.
Unutmayalım ki! Eleştiri, düşmanlık değildir. Aksine, kurumsal olgunluğun göstergesidir. Sendikal yapılar, tabanın sorularına kulak verdikçe güçlenir. Bugün sorulan sorular şunlardır: “Neden masada yoktunuz?”, “Üyelerinizin sesi kim olacak?”, “Bu düzenlemelerde nasıl bir pozisyon alacaksınız?”
Cevaplar net, şeffaf ve ikna edici olmalıdır. Çünkü sağlık alanında alınacak her karar, sadece mevzuat metinlerini değil; insan hayatını, emek yoğun bir mesleğin geleceğini ve yüz binlerce çalışanın yaşam kalitesini etkilemektedir. Temsil sorumluluğu ertelenemez. Masada olmak, sadece bir hak değil; aynı zamanda bir yükümlülüktür.







Benzer Haberler
Memurlara büyük müjde: 3600 ek gösterge düzenlemesi yasalaştı
Balıkesir'de F-16 savaş uçağı düştü! Bir pilotumuz şehit oldu
Torba Yasa Maddeleri Netlesti 1 Dereceye Gelen Memura 3600 Ek Gosterge Ve Taserona Kadro
Ebe Kadrosundaki Personelin Sürekli Hemşire Gibi Çalıştırılması Hukuken Mümkün mü?
İstifa Eden Memurun Emeklilik Aylığı Ne Zaman Bağlanır?
2026 EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ SON DURUM | SSK, Bağ-Kur 2026 Ramazan Bayramı emekli ikramiyesi ne zaman hesaplara yatacak, zam oranı belli oldu mu?
Emeklilik hayali kuran milyonları üzecek gelişme!
Emeklilikte Yeni Dönem: SGK İçin Yapılacak Düzenlemeler Belli Oldu