Telefon
WhatsApp
Sandık Gelsin,Emekli Seyyanen Zam Hakkını İstiyor!

Mailime emekli bir vatandaşımızın gönderdiği yazı özellikle yayınlanmamı istemiş bende bu ricasını kırmayacağım.

Seyyanen Zam Neden Verilmedi, Neden Verilmek İstenmiyor?

Memur ile memur emeklisi aynı statü hukukuna tabidir. Aynı maaş sisteminin içinden gelirler, aynı kanunlara dayanırlar, aynı bütçe disiplininin parçasıdırlar. Biri aktif görevde, diğeri hizmetini tamamlamış… Fakat seyyanen zam söz konusu olduğunda bu ortaklık bir anda sona ermektedir.

Seyyanen zam, oranlı artıştan farklı olarak herkese eşit tutarda yapılan iyileştirmedir. Bu yönüyle alt gelir gruplarını nispeten koruyan bir mekanizmadır. Ancak aktif memura verilen bu artışın emekliye yansıtılmaması, çalışan ile emekli arasındaki maaş makasını dramatik biçimde açmıştır. Aynı kurumda, aynı unvanda, aynı derece ve kademede yıllarca görev yapmış iki kişiden biri çalışmaya devam ettiği için refah artışından yararlanırken; diğeri emekli olduğu için kapsam dışı bırakılmıştır.

Burada savunma genellikle bütçe yükü ve aktif- pasif dengesi üzerinden yapılmaktadır. Emekliye de seyyanen zam verilmesinin maliyet oluşturacağı ifade edilir. Oysa sosyal politika salt maliyet hesabı değildir; öncelik belirleme meselesidir. Devlet bütçesi, tercihlerin aynasıdır. Kaynak varsa aktif çalışana refah payı verilebiliyorsa, emeklinin tamamen dışlanması hangi sosyal devlet anlayışıyla açıklanabilir?

Asıl sorun, emekliliğin sistem içinde bir “hak” olmaktan çıkıp adeta bir “külfet” gibi görülmeye başlanmasıdır. Oysa memur emeklisi, yıllarca kesintilerle bu sistemin finansmanına katkı sunmuştur. Emekli maaşı, lütuf değil kazanılmış haktır. Bugün seyyanen zamdan dışlanmak, yalnızca gelir kaybı değil; bir değer kaybı hissi de yaratmaktadır.

Anayasa’nın Eşitlik İlkesi Neden Uygulanmıyor?

’nın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu açıkça belirtir. Devlet organları tüm işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. Elbette eşitlik, mutlak benzerlik değildir; hukuki eşitliktir. Aynı durumda olanlara aynı, farklı durumda olanlara farklı işlem yapılabilir. Ancak farklılığın makul, objektif ve ölçülü bir gerekçeye dayanması gerekir.

Memur ile memur emeklisi arasındaki tek temel fark, birinin aktif çalışıyor olmasıdır. Ancak maaş sistemi, geçmiş hizmet ve kazanılmış hak ilkelerine dayanır. Emekli maaşı, görevdeyken oluşan statünün devamıdır. Eğer aktif memura yapılan seyyanen artış “yaşam standartlarını koruma” amacı taşıyorsa, emeklinin yaşam standardı neden korunmamaktadır?

Anayasa’nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’ni sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlar. Sosyal devlet, yalnızca çalışanı değil; çalışamayacak durumda olanı ve emekliyi de korur. Enflasyon, kira artışı, temel tüketim fiyatları yalnızca aktif çalışanı etkilemez. Emekli de aynı pazara gider, aynı faturayı öder, aynı kirayı karşılar. O halde gelir iyileştirmesinden tamamen dışlanması, eşitlik ilkesinin ruhuyla nasıl bağdaştırılabilir?

Eşitlik, kağıt üzerindeki bir ideal olmamalıdır. Eğer aynı yasal statüye tabi iki kesim arasında kalıcı bir gelir uçurumu yaratılıyorsa, burada hukuki bir tartışma kaçınılmazdır. Üstelik bu durum yalnızca bugünün emeklisini değil, yarının memurunu da ilgilendirir. Çünkü her aktif memur, geleceğin emeklisidir. Bugünkü uygulama, yarının güvencesini belirler.

Sandık Gelsin, Hakkımızı Alalım

Ekonomik adalet arayışının en güçlü zemini demokrasidir. Talepler karşılık bulmuyorsa, vatandaşın en etkili aracı sandıktır. “Sandık gelsin, hakkımızı alalım” ifadesi bir tepki değil; demokratik bir hatırlatmadır.

Emekli, yıllarca kamu hizmeti vermiş, vergi ödemiş, prim yatırmış bir yurttaştır. Bugün geçim sıkıntısı yaşıyorsa ve talepleri karşılık bulmuyorsa, bunun siyasal bir sonucu olmalıdır. Demokrasi, yalnızca yönetenlerin karar alma hakkı değil; yönetilenlerin hesap sorma hakkıdır.

Seyyanen zam meselesi ekonomik gibi görünse de aslında bir temsil meselesidir. Emekli kendini dışlanmış hissediyorsa, bu duygu sandıkta karşılık bulur. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet, tercihleriyle yön verir; destekler ya da değiştirir.

Sandık, öfkenin değil; iradenin aracıdır. Eşitlik ilkesi uygulanmıyorsa, sosyal devlet anlayışı zayıflıyorsa, vatandaş tercihini ortaya koyar. Demokrasi tam da bunun için vardır.

Sonuç olarak mesele yalnızca birkaç kalem maaş artışı değildir. Mesele, hukuki tutarlılık, sosyal adalet ve kamu vicdanıdır. Aynı kanuna tabi iki kesim arasında derinleşen gelir farkı, eşitlik ilkesine dair güveni sarsmaktadır. Güven sarsıldığında ise vatandaş, anayasal hakkını kullanır.

Eşitlik metinlerde değil, uygulamada anlam kazanır. Ve uygulama adaleti yansıtmıyorsa, söz milletindir. Sandık geldiğinde, karar da milletindir.

Ayhan Aile Sağlık Danışmanlık3

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!