Telefon
WhatsApp
SENDİKAL RÜŞVET-KAMU KAYNAKLARI, EMEK VE ADALET ARAYIŞI

Sayın Maliye Bakanı enekliye para yok diyor ama dolaylı olarak sendikalara üye ilolma karşılığı para akatarilmasina aracı oluyor.

Sayın Şimşek Emekliye verilecek kaynak belli, sendikalara verilen bu üye olma  rüşveti kaldirilirsa emekkinin maaşında otomatik olarak  7000 TL olarak yansır. Alın size kaynak.

Sayın Bakan bakan bey! AB surecinde verilen bu taviz son bulmalı.

Sendikal rüşvet kaldırılmalı, sendika aidatı altında üyeler adına kamu kaynaklarindan sendikalara aktarılan paranın usulsüz olduğunu açık ve net ortadadir. Kamuda bir sendikaya üye olması için devletin kamu personeli yani uyeye dolaylı verilen rüşvettir. Bu durum sendikaların üyelerin üzerinden haksız kazanç elde etmektedir. Üye kendisi üye olduğu sendika aidatını işçi sendikasındaki üyeler gibi ödemelidir.

İşçi sendikaların da yapılan bu uygulama kamuda çalışan memurlar içinde olmalıdır.

Bedel ödeyen üye hakkının aranmasi için sendikasına baskı kurar. Kamuda ise üye daha nereye üyeye olduğunu dahi bilmektedir. Bu durum ne yazik ki sendikaların iş yapmamamasina,hak aramamasina ve zenginleşmesi ne neden olmaktadır İşçi bedel ödeyerek sendikaya üye oluyorsa kamu personelide üye aidatı ödemelidir.

Orantisiz büyüyen sendikalar hak aramak yerine üyelerini oyalamak için saçma sapan yollarla promosyon yada tatiller düzenleyerek süreci devam ettiriyor kraliklarina devam ediyor.

Kaynak arayan Maliye Bakanına buradan sesleniyoruz. Alin size kaynak bu sendika destek odentileri ni kaldırın.Herkes bedelini ödeyerek sendikacılık yapsın.Emekli memurdan kesilerek buralara para aktarilmasin emekliye verilsin...

Konuyu biraz daha genisletelim;

SENDİKAL RÜŞVET

Kaynak arayan Maliye Bakanına buradan sesleniyoruz. Alin size kaynak bu sendika destek ödentilerini kaldırın. Herkes bedelini ödeyerek sendikacılık yapsın. Emekli memurdan kesilerek buralara para aktarılmasın

Bu görüşler, kamu sendikacılığının mevcut yapısına dair oldukça sert ve bir o kadar da tartışılması gereken temel bir yaraya parmak basmak için yazığımı söyleyebilirim.

Kamu görevlilerinin sendika üyeliklerinin, devlet tarafından ödenen "toplu sözleşme ikramiyesi" veya benzeri kalemlerle finanse edilmesi, aslında sendikacılığın özündeki "bağımsızlık" ve "sorumluluk" ilkelerini temelinden sarsan bir yapı oluşturdu.

Kamu Sendikacılığında "Suni Büyüme" ve Aidat Kıskacı: Bir Hak Arama Krizi

Türkiye’de kamu sendikacılığı, son yirmi yılda niceliksel olarak devasa bir büyüme kaydetse de, niteliksel olarak ciddi bir irtifa kaybı yaşamaktadır. Bu kaybın en temel sebebi, sendika ile üye arasındaki o kutsal bağın—yani gönüllülük ve fedakarlık esasının—yerini, devlet kasasından finanse edilen bir tür "dolaylı teşvik" sistemine bırakmış olmasıdır.

İşçi sendikalarında üyeler, haklarını koruması için cebinden bir bedel ödeyerek sendikaya güç verirken; kamu kesiminde sendika aidatının devlet tarafından "ikramiye" adı altında sübvanse edilmesi, sendikacılığı bir hak arama mücadelesinden ziyade, kamu kaynaklarının paylaşıldığı bir mekanizmaya dönüştürmüştür.

Anadolu’da bir söz vardır. "Bedel Ödenmeyen Yerde Hak Aranmaz"

Sendikacılık, doğası gereği bir direnç ve talep örgütüdür. Bir yapının üyesi, o yapıya aidiyet hissetmek ve ondan hesap sormak istiyorsa, o yapının idamesine bizzat katkıda bulunmalıdır. İşçi sendikalarında uygulanan sistem budur: İşçi, alın terinden ayırdığı bir kısmı sendikasına verir ve karşılığında masada kendisini en iyi şekilde temsil etmesini bekler. Eğer sendika görevini yapmazsa, işçi aidatını keser veya istifa eder.

Ancak kamuda durum tam tersine evrilmiştir. Devlet, memura "Sen şu sendikaya üye ol, ben senin aidatını sana geri ödeyeceğim, hatta üzerine biraz da para ekleyeceğim" dediği an, sendika üyenin değil, parayı veren kaynağın, yani devletin veya mevcut siyasi iradenin bir parçası haline gelir.

Üye, cebinden para çıkmadığı için sendikanın başarısızlığını sorgulama gereği duymaz. Sendika ise "hazır müşteri" garantisiyle, üyesinin gerçek sorunlarına odaklanmak yerine, mevcut sistemin devamlılığını sağlamayı önceler.

Bugün verilen para Sendikal Rüşvet mi, Sendikal Teşvik mi?

Kamuoyunda ve akademik çevrelerde sıklıkla tartışılan "toplu sözleşme ikramiyesi" gibi düzenlemeler, aslında sendikal örgütlenmeyi teşvik etmek amacıyla getirilmiş gibi görünse de, pratikte sendikaları hantallaştıran bir "rüşvet" mekanizmasına dönüşmüştür.

Ne yazık ki; Sendikalar, üyelerinin nitelikli kazanımlar elde etmesi için strateji geliştirmek yerine, üye sayısını artırarak hazineden daha fazla pay almanın peşine düşmüşlerdir.

Bu durum, sendikaların "zenginleşmesine" ancak çalışanların "fakirleşmesine" yol açan trajikomik bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır.

Kasaları dolan, devasa genel merkez binaları inşa eden, lüks araçlarla boy gösteren sendika yöneticileri; enflasyon karşısında ezilen, alım gücü düşen memurun halinden anlamaz hale gelmiştir. Çünkü onların gelir kaynağı memurun refahı değil, üye sayısının getirdiği devlet katkısıdır.

Promosyon ve Tatil Sendikacılığı: Hak Aramanın İkamesi

Gerçek bir sendika, toplu sözleşme masasında enflasyon farkının ötesinde, refah payı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yumruğunu masaya vurur. Fakat bugün kamu sendikalarının birçoğu, bu temel görevi yerine getiremedikleri için üyelerini "oyalama" yoluna gitmektedir.

Hak arama mücadelesindeki başarısızlık; eşantiyonlar, göstermelik indirim anlaşmaları, lüks otellerde düzenlenen sözde eğitim seminerleri ve promosyon dağıtımlarıyla örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Üye, "Sendikam benim maaşımı artırmadı ama bana termal otelde indirim sağladı" diyerek teselli edilmektedir. Oysa bir sendikanın görevi turizm acenteliği yapmak değil, üyesinin o tatile kendi maaşıyla, kimseye muhtaç olmadan gidebileceği mali gücü elde etmesini sağlamaktır.

Maliye Bakanlığı İçin Bir Kaynak Önerisi: İllüzyonu Durdurun

Ülke ekonomisinin içinden geçtiği zorlu süreçte, Maliye Bakanlığı her alanda tasarruf tedbirleri ararken, kamu sendikalarına aktarılan bu anlamsız "destek ödentileri" en büyük israf kalemlerinden biridir. Emekli memurun maaşından, asgari ücretlinin vergisinden kesilen paraların, işlevini yitirmiş sendika bürokrasisini beslemesi kabul edilemez.

Bu ödemelerin kaldırılması durumunda:

 * Gerçek Sendikalar Ayakta Kalır: Sadece üyesinin hakkını savunan ve üyesini cebinden aidat ödemeye ikna edebilen sendikalar varlığını sürdürür.

 * Kamu Kaynakları Korunur: Milyarlarca liralık kaynak, sendika yöneticilerinin lüks harcamalarına değil, doğrudan kamu hizmetlerine veya memur maaş artışlarına yansıtılabilir.

 * Sarı Sendikacılık Biter: Devlet desteğiyle büyüyen "güdümlü" yapılar yerini, gücünü tabandan alan bağımsız yapılara bırakır.

Kısaca özetleyecek olursam;

Sendikacılık, bir bedel ödeme ve bedel ödetme sanatıdır. Kamu personeli, tıpkı işçi kardeşleri gibi, üye olduğu yapının mali yükünü üstlenmelidir. Bu, hem sendikanın üyeye karşı sorumlu olmasını sağlar hem de üyenin sendikasını denetleme yetkisini eline verir. "Bedava" sendikacılık, memuru etkisizleştirmiş, sendikaları ise devletin birer yan kuruluşu haline getirmiştir.

Artık bu "sendikal illüzyon" sona ermelidir. Devlet, sendikalara üye toplamak için rüşvet niteliğinde ödemeler yapmayı bırakmalı; sendikalar ise üyelerinin üzerinden haksız kazanç elde etmek yerine, alın teriyle ödenen aidatların hakkını vermelidir. Gerçek bir hak mücadelesi, ancak bağımsız bir bütçe ve bilinçli bir üye profiliyle mümkündür.

Hazineye kaynak arayanlara sesleniyoruz: Önce kamu vicdanını yaralayan bu usulsüz döngüyü kırın. Sendikacılığı ticaret olmaktan çıkarıp, yeniden bir onur ve hak mücadelesi haline getirin.

 

Ayhan Aile Sağlık Danışmanlık3

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!